Noam Chomsky  Bir linguist (Dilbilimci) ve sosyal reformcudur. Dil teorisi onu çağımızın en çok konu edinilen kişisi yapmıştır.

Ona göre insan beyninde doğuştan bir dil öğrenme becerisi vardır. Dil bir zil gibidir. Gong yaptığında zihinle ilişkiye girer. Ona göre dil sadece insana özgüdür ve biyolojik potansiyelimizin bir parçasıdır.

Chomsky 1957 yılında dilbilim profesörü Generative Grammar’ı geliştirdi. Structuralism ve Davranışçılıktan güç aldı. Chomsky’ye göre dil sadece insana özgüdür. Chomsky’nin teorisi

Universal Grammar (UG)’nin amacı dili zihnin bir özelliği olarak tarif edip kaynağını açıklamaktır. UG bütün insan dillerindeki prensipleri, kuralları, durumları açıklayan sistemdir (Chomsky, 1976). Bütün insan dillerinde hangi dili konuştuklarına bakmadan UG onların ortak özelliğidir. UG aynı zamanda bilginin teorisidir, davranış değildir. UG teorisine göre konuşan yani dili kullanan kişi bütün dillere uygulanabilecek dil prensip ve parametrelerini bilir. Dil kazanımı demek bu prensiplerin belli bir dilde nasıl tatbik edileceğinin öğrenilmesidir. Dil zihindeki diğer faaliyetlerden bağımsızdır. Dil becerisi farklı bir gelişim izler ve bu yüzden UG’nin prensipleri de farklıdır. Dil becerisinin zihnin diğer işleyişlerinden farklılığı aslında dil becerisinin kendine özgülüğünden gelir. Örneğin bir UG özelliği olan structure-dependency insanın diğer düşünüş sistemlerinde görülmez. Dil yeteneğinin diğer becerilerden bağımsız olduğu görüşü onun gelişiminin de farklı olduğunu gösterir. Chomsky’nin teorisi zihni birbirinden bağımsız bölümlere ayırtır. Ve her bir bölüm farklı bir zihinsel süreçten sorumludur. UG sadece dil bölümünü açıklar ve kendi prensipleri vardır. Bu prensipler diğer bölümlerden bağımsızdır. Bu teori şimdiye kadar zihni bir bütün olarak gören görüşün zıttıdır. Başka bir benzetmeyle açıklarsak; bedenimizden bahsederken kalp, akciğer, karaciğer diye konuşabiliyoruz. Neden zihnimizden zihinsel organlar diye bahsetmeyelim. Örneğin matematik organı, sağduyu organı, dil organı gibi. Bu yaklaşım insan biyolojisi alanına kendiliğinden girer, bu yüzden dilin biyolojik teorisi olarak da adlandırılır. Çocuklar dil geliştirme yeteneği ile doğarlar. Yani UG çocuğun zihninde prensipler ve parametreleri ile bir sistem olarak vardır. Bu sistem öğrenilmiş değildir. Çocuğun zihninde doğuştan herhangi bir dili öğrenme becerisi olup bununla doğsa da, çevresindeki dili öğrenir. Gene Chomsky’nin  kuramına göre bebeklerin sesleri ayırt etme becerileri doğduklarında çok çok iyidir. Fakat bu durum yavaş yavaş bir yaşa doğru azalır ve sadece kendi dilinin seslerini ayırt edecek şekilde körelir. Örneğin Japonca’da /r/ ve /l/ sesleri olmadığı halde, Japon bebekler bu sesleri ayırt ederler fakat çocuklar ve yetişkinler ayırt edemezler. Başka bir deyişle duyulmayan fonemlere duyarlılık yok olmaktadır.

 

UG’nin prensipleri şunlardır:

Bu prensipler bütün dillerde görülür ve ortaktırlar.

Structure-dependency

Cümle içindeki kelimelerin yapısal ilişkileri vardır ve bu durum bütün dillerin gramerlerinde ortaktır. Bu yapısal ilişkiler bir cümlenin elemanlarından soru, pasif vb. gibi yapılar oluşturulduğunda daha da belirginleşir. Bu anlamda dili anlama cümle içerisindeki yapısal ilişkileri anlamadır. Örneğin İngilizce bir cümle ele alalım;

The letter will arrive tomorrow

  1      2       3       4          5

 

Bu cümleden soru şekli kurmak için özne ve auxiliary verb (will) yer değiştirir. Yani 3. sözcük başa geçer. Bu sözcük herhangi bir sözcük değildir. Yani cümle içerisindeki itemlerin sıralanmaları değil önemli olan hangi tip sözcüğün yer değiştirdiğidir. Başka bir değişle başka bir cümlenin 3. kelimesini almakla soru şekli yapılmayabilir. O halde bu örnekteki soru yapan sözcük auxiliary yani will veya can’dir. İngilizce de kelimelerin soru-cevap, pasif formlara geçilmesi için gramer kurallarının ve bu kelimelerin hangi cümlecik yapılarına ait olduklarının bilinmesi gerekir. Bu özellik bütün dillerde görülür.

Structure-dependency insan dilinin doğasını açıklayan bir keşiftir. İnsandaki dil yeteneğinin bir özelliği ve aynı zamanda UG’nin bir prensibidir. Gramer bize zihnin özelliğini yansıtıyor ve onun işleyişini gösteriyor. Peki çocuklar bu kuralı nasıl öğreniyorlar. UG’ye göre bunlar öğrenilmiyor, bunlar insan zihninin bir parçasıdırlar.

The Projection Principle

Bu prensipte insan zihninin doğuştan bir özelliğidir. Bu prensip lexiconla ilgilidir. Konuşan her kelimenin ne demek olduğunu, nasıl söylendiğini ve gramer kurulumu içerisinde nasıl davrandığını bilir. Örneğin İngilizce’de bazı fiiller kendilerinden sonra nesne alırlarken (transitive örn. ‘believe’ fiili; I believe you/that you are right) bazı fiillerde kendilerinden sonra nesne almazlar (intransitive; Sarah fainted gibi). Bu tür kelimelerin özellikleri cümlenin gramerinde görüle bilinir.

The Head Parameter

Bu prensip cümle içerisindeki en önemli element yani ‘head’ hakkındadır. Bu gramerin bir özelliğidir. Örneğin;

The London train arrived at platform five’ cümlesinde,

The London train---Noun Phrases (NP)   burada ‘train’ isim head’dir.

arrived at platform five---Verb Phrase (VP)    burada ‘arrived’ head’dir.

at platform five---Prepositional Phrase (PP)    burada ‘at’ yani preposition head’dir.

Cümleciklerde head ya solda (head-left) veya sağda (head-right) olur. İngilizcede head’ler cümleciklerin başında, Japonca da sondadır.

I (Internalized) ve E (Externalized) Yaklaşımları

I Language dile insan zihninin bir özelliği olarak yaklaşır yani bu dilin zihnin dışında olduğunu söyleyen savın tamamıyla karşıtıdır. Gene bu yaklaşım dili zihinde/beyinde temsil edilen bir sistem olarak görür. Bu yüzden bu yaklaşımın araştırmacıları bu zihinsel durumu yani zihni araştırırlar çevreyi değil. Chomsky yaklaşımı I Language yaklaşımıdır.

Bu yaklaşıma hiç benzemeyen E Language yaklaşımı ise dili sosyal bir fenomen olarak ele alır. Ona bir aksiyonlar ve davranışlar sistemi olarak bakar. Dilin insanlar arası davranışsal yönüne dikkat kesilir, iç psikolojik dünyaya değil. Bu yüzden bu yaklaşımla yapılan çalışmalar daha çok sosyal dilbilim alanındadır. Bu iki yaklaşım dil öğretenleri de ikiye bölmüştür. E Language dilbilimcisi gerçek konuşma ve davranışlar hakkında örnekler toplarken, I Language dilbilimcisi mümkün olan ve mümkünlüğü olmayan cümleler icat ederler ve konuşanın bu cümlelerin gramatik olup olmadığını anlamasına bakarlar.

403 Forbidden

403 Forbidden


nginx